Broken Cedars üç kişiden oluşmakta 2000li yıllarda müzikle uğraşmış hristiyan pop punk grubu. şarkılardaki aşırı hızlı partlar ve melodik gitar riffleri kulağa çok hoş geliyor. grubun kendine özel bir gitar tonu var. 90lı yılların pop şarkılarındaki o yavaş cleanimsi parlak tonu çok güzel kullanmışlar kendi müziklerinde. göklerden geliyor sanki.. grubun iki albümü bulunmakta biri hiç bir zaman basılmamış ve grup dağılmış durumda. elemanları ise hiç bir müzik grubunda yer almıyor. 2000li altın yıllarda arada kalmış herkesin göz önünde bulundurmadığı fakat altın niteliği taşıyan gruplar kategorisine sokulabilinecek bir grup(böyle bir kategori var cidden). temiz melodik punk rock seviyorsanız deneyebilirsiniz.
önceki postlarımda bazı albümlerin zamanında kişiler için ne kadar kültleşmiş olabileceğini dile getirmiştim. bu albümlere bir kaç örnek verelim ;
danse macabre - synkopenleben nein danke funeral diner - difference of potential raein - Il ny a pass de orchestre la quiete - la fine non è la fine envy - all the footprints you've ever left and the fear expecting radiohead - ok computer :P
neyse daha fazla uzatmayacağım. dünyada hangi ülkeye giderseniz gidin bu albümlerden size birini kesinlikler söylerler. özellikle Malezya'ya giderseniz büyük ihtimalle "La Quiete çıplak ayak, terlik" diyeceklerdir :)).
Black Line Fever'in bu albümü de benim için bu sıfatı taşıyor. bir zamanlar Tokyo da bu grupla fırtınalar estirip kücük screamo seven hayranlarına acı dolu anlat yaşatan grubun elemanları sonradan Killie adlı grupla coşuşlarına coşuş katıyorlar. içersinde etki bulunmayan müzikte kaygı taşımayan bir screamo grubu Black Line Fever. herangi bir düşünce olmadan saf kaotik screamo grubu. bu onları özel yapan başka bir etken.
size japon bir atasözü ile veda ediyorum bu postta ; Müzik değiştiğinde dans da değişir. hemen bunu perçinleyecek iki video ekliyorum;
bu sene Fluff Fest'in alternatif sahnesinde yer alan bu gruptan bahsetmek istedim biraz. rock müzik adı altında bir çok janra uzanan bir görüntü sergiliyor bu grup. kendi türevlerine yakın müzik yapan Rosetta ile devamlı konser veriyorlar. Rosetta da Fluff Fest de çalacak idi eğer turları iptal olmasaydı. işin garip tarafı birinin alternatif sahnede olup bir diğerinin ana sahnede olması(pek de önemi olmayan bir konu). City Of Ship bana göre kayıt kalitesi olarak Rosetta kadar aşmış bir band. tür olarak Rosetta'dan neredeyse daha fazla bağımsız. neredeyse ikinci bir Thrice diye adlandıracağım fakat tam olarak bu kategoriye bile koyamıyorum. neyse bu iki grubun kıyaslamasını bir kenara bırakıp City Of Ships'in "Look What God Did To Us" adlı albümünü dinlemeye devam ediyorum. Planes Mistaken For Stars'dan çıkıp ara sıra Katatonia'ya bağlayan albüm ara sıra Thrice'a bağlayıp bir süre sonra zıvanadan cıkıp post/metal çizgisinde ilerliyor. bağımsız rock dediğimiz böyle birşey oluyor sanırım. size "the star in the east" adlı şarkıyı gönderiyorum ve albümü paylaşıyorum.
Nottingham dan hız dolu tutku dolu bir hardcore/grindcore grubu. en uzun şarkıları 2 dakika gitar riffleri oldukca satanik. düşmeyen tempo scream vokaller. tempo, tempo, tempo. maalesef dükkanı kapayan bir başka iyi grup. grubun adı süper bu arada.
elimde bulunan bir kaç iyi 7INChi paylaşmak istiyorum. hepsini bir seferde değil parça parça paylaşacağım ve her parçada 7 adet 7INCH koyacağım. genel de 90's emo/hc(emotive hardcore artık sen ne dersen) olan bu albümler altın niteliğinde. paylaşacağım bir çok grup tarihe ışık tutuyor ve dinlediğimiz müziklerin oluşmasında fazlasıyla pay sahibi. keşke elimde plak versiyonları olsa diyebileceğim bir toplama. hoş geldiniz mp3 çağının çocukları !
Fieldtree - 7'' Detroit, Michigan bölgesinin hardcore/emo grubu. sound hakikaten diğer türdaşlarına göre sert. hatta zamanının screamo grubu diyebiliriz bu grup için. fantastik bir 7.
Hour Of The Star - 7'' günümüzde dinlediğin grupların ataları kim diye sorsalar heralde indian summer, moss icon, evergreen vs bunları sayardım. bu grup bunun kanıtı. bu gitar riffleri bu ham vokal müzikteki depresif ve agresif öğeler.. hepsi günümüzü çağrıştırıyor bazı şeylere ne kadar da yön verdiklerini gözler önüne seriyor. şu St. Anthony adlı şarkıyı dinleyip bana söyleyebilir mi acaba kimse hiç birşeye benzemiyor diye. gerçeklerle tekrar yüzleşiyorum şaşırıyorum ve saygıyla eğiliyorum.
Lava 1992 yılında çıkardıkları 7inch ile Gravity Records(üstün bir label) bünyesinde bulunan Lava'nın bünyesinde Moss Icon da gitar çalıp Born Against de bass çalan Tonie Joy barınıyormuş(bunu da öğrenmiş olduk). kayıt kalitesi olarak biraz düşük olsa da besteler oldukça üstün. belki de kayıdı bilerek ve isteyerek böyle yapmış olabilirler. grup kısa süreli bir beraberlikten sonra kariyerlerine nokta vermiş.
Nuzzle işte bu gruba hayranım. tek kelimeyle hayranım. bu gürültülü gitarlar. vokalistin grunge tavırları. devamlı sürekli uzayan progresif bir beste düzeni(gören de dream theatre sanıcak). bu arkadaşlar bu tarz müzikten sıkılıp bir süre sonra The Dying Californian adlı grubu sürdürüyor. The Dying Californian ise tam bir country grubu. arabayla giderken kasedi tak sabaha kadar dinlersin. özellikle bu 7inch olmak üzere Nuzzle bana göre gelmiş geçmiş en iyi emotional hc gruplarının içersinde yer alıyor. diğer ürünleri biraz daha rahat fakat bu 7inch tek kelimeyle aşmış. lütfen detaylı bilgi için last fm bulunan yazıyı okuyun.
Shoulder - Self-Titled 7'' müthiş tonlar harika bir kayıt ve emotional hardcore u mükemmel bir şekilde yansıtan şarkılar. kanadalı grup tek kelimeyle ders niteliği taşıyor bu albümde. Shoulder hakkında çıkmış harika bir yazı var kanadalı grupların ele alındığı onu buradan okuyabilirsin.
bir önceki post da Suis La Lune grubunun elemanlarının bir diğer proje grubu olan Sore Eyelids'den bahsetmiştim. şimdi yine Suis La Lune grubundaki kişilerin bir diğer proje grubu olan Skeletor hakkında birşeyler yazmak istedim (sabah sabah evet). belli ki bu adamlar isveç de ki bütün depresif ve karanlık müzik piyasasına el atmış. Skeletor mezar soundlu satanik black metal grubu. ilk şarkıda ki klavye ve aralarda giren sololar bir hayli enteresan. bu adamların bu karanlıkla bu depresiflikle hayatlarını nasıl sürdürdüklerine şaşırıyorum.
isveçli suis la lune grubu elemanlarından clean vokalli emo grubu. biraz olsun shoegaze etkileri barındırmakta. bunun dışında tonlar oldukca suis la lune a benziyor. vokal tarzı bazı eski 90 emo gruplarına andırmakta. iyi deneme başarılı albüm.